Öğreniyorum

Galaksi nedir?

Galaksi (Gökada) Nedir? Eğer gökyüzünü çıplak gözle incelersek, onun her kesiminde yıldızlar varmış gibi görürüz. Ancak gökte yıldızlarla tümüyle dolu olan yada hiçbir yıldızın bulunmadığı çıplak kalan alanlar yok gibidir. Buradan, yıldızların her yöne doğru düzgün şekilde dağıldığı ve onlar bir bütün olarak düşünüldüğünde ortaya çıkacak şeklin bir küre olması gerektiği anlaşılır. Elde edilen bu sonuç mantıklıdır. Çünkü tüm büyük gökcisimleri küre biçiminde olduğuna göre, neden evren de bir bütün olarak küre şeklinde olmasın? Kuşkusuz çıplak gözle görebildiğimiz yıldız sayısı genelde 6.000 kadardır. Ve bunlar bize oldukça yakın olan yıldızlardır. Eğer teleskop kullanırsak durun ne olur? Yanıt çok daha fazla yıldız görebiliriz, şeklindedir. Ama bir kez daha yineleyelim: Samanyolu dışında, bu yıldızlar gökyüzünde düzenli olarak dağılmış gibi görünürler. Samanyolu’nda yıldızlar gerçekten fazlasıyla çoktur. Ama, diğer yönlerde, gökyüzündeki yıldızlar göreceli olarak seyrektir. Bu da bize, tüm yıldızların bir küre yapısı oluşturması gerektirdiği düşüncesini bırakmamızı gösterir. Eğer bu böyleyse, her yönde, Samanyolu’nda olduğu gibi büyük sayıda yıldızlar bulunmalı, tüm gökyüzü parlak şekilde aydınlanmalı ve en yakın yıldızlar şimdi olduklarından daha az dikkat çekecek biçimde arkalarındaki zemine göre oldukça sönük görülmeliydiler. Şu halde yıldızların şekli küre olmayan büyük kümeler halinde bulunduğunu ve Samanyolu’ndan dışa doğru büyük uzaklıklara kadar yayıldıklarını varsaymamız gerekir. Bu durumda Samanyolu yıldızları bir mercek camı şeklinde yada hamburgerin yassı köftesi biçiminde kümelendikleri devasa bir alanı temsil etmektedir. Bu mercek şeklindeki kümeye ilk kez Eski yunaca da sütlü yol adından yararlanarak Galaksi denilmiştir. Türkçe’de buna gökada diyoruz. Yıldızların düzleşmiş bir gökada içinde var olduklarını ilk kez öne süren kişi, İngiliz gökbilimcisi Thomas Wright (1711-1786) oldu. 1750 yılında onun ileri sürdüğü düşünceler öyle kafa karıştırıcı ve gizemli göründüler ki, başlangıçta bu fikirlere değer veren kişi çıkmadı. Elbette ki, gökada mercek şeklinde olsa bile, en uzun çapı boyunca sonsuza doğru uzanabilirdir. Samanyolu’ndan uzaklara bakarsanız, göreceli olarak daha az yıldız, ama Samanyolu yönünde sayısız yıldız görünecektir. Bu sorunu çözümlemek üzere gökbilimci William Herschel yıldızları saymaya başladı. Doğal olarak, belli bir mantıklı süre içinde tüm yıldızları saymayı ummak uygulanabilir bir şey değildi. Herschel’in yaptığı, tüm gökyüzüne yayılmış durumdaki 683 küçük bölgeyi seçmek ve her bir bölgede teleskopuyla görülebilen yıldızları saymak şeklinde oldu. Gökbilimci böylece şimdi aradan seçmeler yaparak sayma diyebileceğimiz bir yöntemle gökcisimlerini saydı. Yaptığı işle ilk kez gökbilimde istatistiğe başvurmuş oluyordu. Herschel her yönden Samanyolu’na yaklaşıldıkça yıldız sayısının arttığını keşfetti. Sayabildikleriyle gökadada bulunan yıldızların sayısı ve gökadanın büyüklüğüne ilişkin tahminler yaptı. Bulduğu sonuçlar 1785 yılında yayınlandı. Buna göre, gökadanın uzun çapı güneşle Sirius yıldızı arasındaki uzaklığın 800 katı, gökadanın en kısa çapı ise aynı uzaklığın 150 katı kadardı. Sirius yıldızı ile Güneş arasındaki uzaklık tam olarak hesaplanınca Herschel gökadanın uzun çapının 8.000 ışık yılı ve kısa çapının 1.500 ışık yılı olabileceğini düşündü. Ayrıca gökadada 800 milyon yıldız bulunabileceğini hesapladı. Bu oldukça büyük bir sayıydı ama sonsuz büyüklükte değildi. Son iki yüzyıl içinde, gökbilimciler gökadayı Herschel’in elinde bulunanlardan çok daha iyi aygıtlar ve tekniklerle araştırdı. Günümüzde gökadanın Herschel’in düşündüğünden çok daha büyük olduğu bilinmektedir. Yıldızların yayılışının uzun çap boyunca 100.000 ışık yılı olabileceği ve gökadanın 200 milyar yıldızı içerebileceği düşünülmektedir.
www.ders34.tr.gg
(WD34TG) www.ders34.tr.gg ( WD34TG)